pen36 header icon36

Saturday, 13. March 2004

CAN YÜCEL'den

Yazılarında "göt" kelimesini açık açık kullandığı için mahkemeye verilen Can Yücel, mahkemedeki sözlü savunmasını 'Ne diyeyim hakim bey. Bizim köyde göte göt derler' diye bitirir, ancak öncesinde bir de fıkra anlatır mahkemede.,

(C. Yücel bu davadan beraat etmiştir.)



Bir köyde ateşli bir hasta vardır, kasabaya doktora getirir hastayı köylüler. koca devletin koca doktoruna. Doktor hastaya fitil verir ve köye döndükleri gibi hastaya fitili anüsten vermelerini söyler köylülere.
Köylüler tabi 'tamam dohtor bey' diyip köye giderler. köydeki herkese
sorarlar, en bilgelere bile, ama kimse anüs ne demektir bilemez. bu nedenle bir türlü ilacı da veremezler hastaya. hastanın durumu da gitgide kötüleşmektedir. Bunun üzerine köylü, doktora, koca devletin koca doktoruna telefon etmeye karar verir ama kimse buna yanaşmaz. Ne cüret di mi doktoru arayacak bi köylü. neyse durumun vehameti üzerine muhtar aramayı kabul eder. bütün köylü toplanır santrale, muhtar arar, "biz ne
yapacaamızı bilemedik dohtor bey" felan der işte. karşıdan doktor bişiler söyler. Muhtar döner arkasına: "makattan verin dedi dohtor" der.

Yine tüm köye sorarlar, komşu köylere birilerini yollayıp sordururlar felan, ama makat ne bilen yoktur yine. hasta ise giti gidecek, ateşler içinde kıvranıyo baya.

ihtiyar meclisi toplanır. son çare, doktorun bir kez daha aranmasına karar verilir. yine kimse aramaz istemez doktoru. nihayetinde yine biri kandırılır, telefonun başına geçer, ama bi yandan söylenmektedir: "çok
kızacak dohtor çok!" diye.

Sonunda telefonu açar, durumu anlatır, doktor bişiler söyler yine. telefondaki köylü, yüzü allak bullak, arkasını döner: "çok kızacak demiştim; götüne sokun dedi"

(erol 13.03.04)

Tuesday, 9. March 2004

'Yüzyılın Aşkları' belgeselinde Bedri Rahmi

Her hafta, geçen yüzyılın bir aşkını ekrana taşıyan Can Dündar imzalı belgeselin, bu gece 22.05'te CNN Türk'te yayımlanacak bölümünde Bedri Rahmi - Eren Eyüboğlu aşkı işleniyor


1949'da bir gün İstanbul Büyük Kulüp'teki bir toplantıda, davetliler Bedri Rahmi Eyüboğlu'ndan bir şiir okumasını istediler. Eyüboğlu ayağa kalktı ve Karadut'u okumaya başladı:
"Karadutum, çatal karam, çingenem/
Daha nem olacaktın bir tanem/
Gülen ayvam, ağlayan narımsın/
Kadınım, kısrağım, karımsın"...
Bedri Rahmi, şiiri okurken aniden gözlerinden yaşlar süzüldü.
Salondaki herkes niye ağladığını
anlamıştı; tabii herkesten çok, hemen yanı başındaki karısı Eren Eyüboğlu...
Çünkü şiirde "kadınım, kısrağım,
karımsın" dediği kadın, karısı değildi.
Bu şiiri 3 yıl önce, bir başka kadın için
yazmıştı: Mari Gerekmezyan...
"Kara saplı bıçak gibi"
Mari, Bedri Rahmi'nin asistanlık yaptığı Güzel Sanatlar Akademisi'nin heykel bölümüne misafir öğrenci olarak gelmişti.
O dönem askerliğini yapmakta olan şair - ressamın sinesine, "kara saplı bir bıçak gibi" saplanmıştı.
Mari, Bedri Rahmi'nin bir büstünü yapmıştı. Bedri Rahmi bu büstü, Mari'nin çeşit çeşit portresiyle ve ona yazılmış şiirlerle yanıtlamıştı.
Artık aşklarından bütün İstanbul haberdardı.
Bedri Rahmi, sanatında tam bir patlama yaşıyor, Eren Eyüboğlu ise sabırla eşinin kendisine dönmesini bekliyordu.

Yorgun yürek
"Karadut", 1946'da menenjit tüberküloz kaptı.
İyileşebilmesi için antibiyotik lazımdı. Savaş yeni bitmişti ve ilaç
ateş pahasıydı.
Bedri Rahmi, genç sevgilisine ilaç alabilmek için tablolarını
elden çıkarmaya başladı. Ancak bu çabalar da sonuç vermedi ve o yıl İstanbul Alman Hastanesi'nden Mari Gerekmezyan'ın ölüm haberi geldi.
Bedri Rahmi yıkılmıştı.
Sevgilisini sonsuzluğa uğurladıktan sonra keder içinde eve döndüğünde kendisini teselli eden, yine eşi Eren olacaktı.
O dönem içkiye başladı ünlü şair...
Aşağıdaki şiir, o dönemin ürünüdür:
"Türküler bitti/
Halaylar durdu/
Horonlar durdu/(..)
Hüzün geldi baş köşeye kuruldu / Yoruldu yüreğim, yoruldu."
Eren Eyüboğlu, eşinin bu zor dönemi atlatmasına yardımcı oldu. Onu yeniden sanatıyla buluşturmak için çabaladı.
Başardığını sanıyordu.
Ta ki Büyük Kulüp'teki o geceye kadar...
"Karadut"u okurken, Bedri Rahmi'nin yanaklarından süzülen
gözyaşları, sevda yarasının hâlâ
kapanmadığının kanıtıydı.
Bunun üzerine Eren, bir süre Paris'te yaşamaya karar verdi. Oradan eşine yazdığı bir mektupta "o gece"yi hatırlattı:

4 Ocak 1950 - PARiS
"Canuşkam,
Kulüpte bir gece, şiir okumuştun, hani! Hatırladın mı? Gözlerinden, birden yaşlar döküldüğünü görünce içimin karardığını hissetmiştim. Sesin, nasıl titremişti.
Hey! Bütün bunları hatırlıyor musun? Sanki böğrüme, kızgın bir ütü yapmışmış gibi olmuştum. O
gece... Senin seneler sonra bile olsa yanıp tutuştuğunu anlamıştım! Bedri'nin ruhuna, insan üstü bir gücün acıyıp,
ona güç vermesi için dua etmiştim. Ruhunun çektiği
acıları Allah dindirsin. Allah sana resim yapma sevinci versin ve bizim yanımızda yaşamaktan, mutluluk duyabilmeni sağlasın.
Eren."

'Buna katlandımsa.'
Bu dualar işe yaradı.
Bedri Rahmi, 11 yaşındaki oğluyla eşine döndü.
1974'teki ölümüne kadar geçen çeyrek asrı, aynı evde
çalışıp üreterek, diz dize birlikte tükettiler.
Öldüğü gün, eşi Eren cenazeden dönüşte, 35
yaşına gelmiş oğlunu karşısına oturttu.
"Babanı uğurladık" dedi, "Ama şunu bilmeni istiyorum ki, ona çok kırıldım. Yaşadığı ilişkiyi unutmadım. Hiçbir kadın aşağılanmayı kabul
etmez. Buna katlandımsa, bil ki, sadece senin hayatın
kararmasın diyedir."

(zehni 09.03.04)

Monday, 1. March 2004

Fotograf

Durakta üç kisi
Adam kadin ve çocuk

Adamin elleri ceplerinde
Kadin çocugun elini tutmus

Adam hüzünlü
Hüzünlü sarkilar gibi hüzünlü

Kadin güzel
Güzel anilar gibi güzel

Çocuk
Güzel anilar gibi hüzünlü
Hüzünlü sarkilar gibi güzel


Cemal Süreya


(atif 01.03.04)

Wednesday, 4. February 2004

Şeytan orada değildi...

251 hacı şeytanı taşlarken öldü.

Elbette bir Müslüman için en can verilmeye değer
yerde gözlerini yumdular.
Ama her sene hac zamanı bir felaketin meydana gelmesi,
dönüp torunlarını kucaklayıp, evinde gözlerini yummak
isteyen insanların oralarda ayaklar altında ölmesi
size anormal gelmiyor mu?

Çünkü Müslümanların kara yazgısı orada da hazır
bekliyordu. Tüm Müslüman ülkelerin sanki kaderiymiş
gibi geri kalmışlık, yoksulluk, ezilmek ve ayaklar
altında kalmak sanki orada da hazırdı.

Niçin?
Çünkü Müslüman ulusların ortak kara yazgısıdır bu.
Afrika'dan Asya'ya, Balkanlar'dan Yemen'e kadar,
yeryüzünün neresinde bir Müslüman ülke varsa perişan.
Irak-Afganistan işgal altında.
Sudan'da ölen çocukları artık toprağa gömmüyorlar bile.
Çeçenler tükendiler. Suudi Arabistan'ı, Emirlikler'i,
Mısır'ı, ABD-İngiliz ajanları yönetiyor.
Bizim Asya cumhuriyetleri bağımsızlıklarına kavuştular,
ama yolsuzlukların-soygunların-ilkelliklerin
egemenliğine girdiler.
Kaderinden kaçmak isteyen Müslümanlar, gemilere doluşup
Akdeniz'de her gece can veriyorlar.
Kısacası; nerde Müslüman bir ülke varsa sürünüyor.

Niçin?..
Çünkü; yobaz din adamları kendi iktidarlarını
sürdürebilmek için çağdaş eğitime, çağdaş yasalara,
çağdaş bir topluma izin vermiyorlar. Tüm çağdaşlaşma
çabalarına engel oluyorlar.
Müslümanların ortak kaderidir bu.
Çocukları ortaçağ eğitiminden geçirip kadınları
reddediyorlar. Uygarlaşmayı günah sayıp medeniyeti
lanetliyorlar. Son İslam ülkeleri toplantısında
gördünüz; fetvalar vererek muhtemel reformları peşin
‘‘günah’’ saydılar.
Son bir yıldır Türkiye'nin de katıldığı kervanda
dinciler; dini Allah'a ulaşmak için değil, iktidarlarını
sürdürmek için kullanıp yobaz din adamlarının gücüne güç
katıyorlar. Ve böylece geri kalmışlık, gelişmemişlik
sürüp gidiyor. Bu kara yazgı her yerde olduğu gibi kutsal
hac görevinde de bekliyordu Müslümanları.
Hacılar ne bilsinler.
Onlar şeytanı taşladılar.
Ama şeytan orada değildi.


Bekir COŞKUN

(zehni 04.02.04)

Ara

 

Vesaire

Ç ç Ğ ğ İ ı Ö ö Ş ş Ü ü

»» Türk Harfleri Çevirmeni

»» Bize Ulaşın
»» RSS:Başlıklar

Arşiv

February 2026
Sun
Mon
Tue
Wed
Thu
Fri
Sat
 1 
 2 
 3 
 4 
 5 
 6 
 7 
 8 
 9 
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
 
 
 

Sıcağı sıcağına

https://static.twoday.net/ yilmaz/images/DX07N_4UMAAC zhh.jpg
https://static.twoday.net/ yilmaz/images/DX07N_4UMAAC zhh.jpg
zehni - 9. Mar, 17:18
von Blogger zu Blogger
Würdest Du mir ein Interview geben? Ich schreibe unter...
ChristopherAG - 5. May, 01:06
Su akıyor ve ben gidiyorum...
Sonra fark ettim ki Su akıyor rüzgar esiyor Yağmur...
zehni - 15. Apr, 13:42
Sana..
Haddeden geçmiş nezâket yâl ü bâl olmuş sana Mey süzülmüş...
zehni - 15. Apr, 13:32
Görenlere Aşk ola
Asik olan ummana düser vay vay vay Hayvan gelir insan...
zehni - 25. Dec, 16:15
İnek nasıl kaşınır?..
İNEĞİN köydeki Atatürk büstüne sürünmesi ve büstü devirip...
zehni - 26. May, 20:22
Takvimlerden haberin...
GECELER DÜŞMAN Söz - Beste : Adnan Ergil Takvimlerden...
zehni - 26. May, 20:19
DİNİ YİRMİ KURUŞA SATMAYANLAR
Londra'daki caminin yeni imamı şehre gitmek için hep...
zehni - 10. Apr, 12:48
UPANİŞADLAR
İnsanlığın en eski felsefe eserleri. 4000 yıl önce,...
zehni - 17. Mar, 18:20
YEM BORUSU
Görmüyoruz sanmayın içyüzünü işlerin, O doğru duruşların...
zehni - 14. Mar, 13:02

Users Status

You are not logged in.

Durum

Online for 7804 days
Last update: 15. Jul, 02:00

turkey




Get Firefox!
Get Thunderbird!

CiDDi CiDDi
FUCKUELTE HAYVANI
gayriciddi
KOESHEM
OKUMUSH CHOCUK
SHARKI ve SHIIR
ya$ayarak
Profil
Logout
Subscribe Weblog
development