pen36 header icon36

Monday, 4. October 2004

Bazen aç karnına tok teselli gibi oluyor ...

Eger bu sabah hastalikli degil de saglikli uyanmis iseniz, bir hafta sonrasini göremeyecek olan bir milyon insandan daha sanslisiniz.
Bir harp tehlikesi ile, iskence görmek ihtimali ile sag kalma korkusu ile karsi karsiya degilseniz, 500 milyon insandan daha iyisiniz.
Buz dolabinizda yiyeceginiz, üzerinizde elbiseniz ve basinizi sokup uyuyabileceginiz bir eviniz varsa, dunyadaki insanlarin cogundan daha zenginsiniz.
Bankada ve cuzdaninizda para varsa, dünyanin en imtiyazli % 8'i arasindasiniz.
Anneniz, babaniz sag ise ve bosanmamislarsa, siz bu dünyada nadir kisilerden birisiniz.
Bu mesaji okuyabiliyorsaniz bu demektir ki; okuma-yazma bilmeyen 2 milyar kisiden biri degilsiniz.
>---------->
Paraya ihtiyacin yokmus gibi calis.
Kimse seni üzmemis gibi sev.
Kimse seni seyretmiyormus gibi danset.
Kimse seni dinlemiyormus gibi sarki söyle.
Cennet dünyada imis gibi yasa.

Thursday, 23. September 2004

BİR.... İKİ .... ÜÇ

Bir mahallede yeni komşularıyla çay sohbeti yapan kadına komşuları
"Senin aile yaşantına hayranız, eşin ve çocuklarınla çok mutlu bir
yaşantın var. Kocanın BİR dediğini İKİ etmiyorsun. Bu mutluluğunun
sırrını bize de anlat" derler.
"Kısaca anlatayım" der kadın.
"Düğünümüz bittikten sonra kocam kendi atında, bende kendi atıma
bindik evimize doğru gidiyoruz.
Benim bindiğim atın ayağı takıldı ve sendeledi. Kocam arkasına döndü
ve benim atıma 'BİR' dedi.
Biraz daha ilerledik ve benim atımın ayağı tekrar takılıp tökezlediği
zaman eşim tekrar arkasına dönüp atıma 'İKİ' dedi.
Az sonra atım takrar aynı şekilde tökezleyince eşim arkasını döndü
at'a 'üÇ' dedi ve belinden tabancasını çıkartıp atımı anlından vurdu.
Ben şok olmuştum ve at'a çok üzüldüm.
Eşime bir hışımla çıkıştım 'Yazık değilmi at'a neden vurdun!!?'
Eşim arkasını döndü ve bana 'BİR' dedi.
Ve o günden sonra kocamın BİR dediğini İKİ etmedim ........."

(zehni 23.09.04)

İnsan her yaşta bir şeyler öğrenir...

İnsan her yaşta bir şeyler öğrenir...
Bazılarını, Jackson Brown'ın "Şu Hayatta Neler öğrendik Neler" adlı kitapçığından okuyalım:

* Kendimi neşelendirmek istediğim zaman en iyi yolun başka birini
neşelendirmeye çalışmak olduğunu öğrendim. Yaş:13

* Bir bebeğin evlilik sorunlarını çözemeyeceğini öğrendim. Yaş: 24

* Bir tartışmayı tatlıya bağlamadan yatağa gidilmemesi gerektiğini
öğrendim.
Yaş: 29

* İnsanın kendisinden daha sorunlu birisiyle evlenmemesi gerektiğini
öğrendim. Yaş: 31

* İşyerinde romantik ilişkiler aranmaması gerektiğini öğrendim. Yaş:31

* Çalıştırdığımız insanlara iyi davrandığımızda, onların da müşteriye
iyi
davrandıklarını öğrendim. Yaş: 49

* Bir toplantıda zekâmı ya da sohbetimi göstermek konusunda tercih
yapmak
gerektiğinde sohbeti seçmemin daha iyi olacağını öğrendim. Yaş:53

* İnsanlara iyi davranmanın hiçbir maliyeti olmadığını öğrendim.
Yaş:66< >
* Gerçekten yaşamaya başlamak için emeklilik beklenirse, çok uzun bir
süre
beklenilmiş olunacağını öğrendim. Yaş: 67

* İyi kalpli olmanın mükemmel olmaktan daha önemli olduğunu öğrendim.
Yaş:
70

* Bir domuza ve bir çocuğa istedikleri her şeyi verirseniz sonuçta çok
iyi
bir domuzunuz ve çok kötü bir çocuğunuz olacağını öğrendim. Yaş: 77

* Kiminle evleneceğin kararının hayatta verilen en önemli karar
olduğunu
öğrendim. Yaş: 95


(zehni 23.09.04)

Saturday, 11. September 2004

He diyirem ...

Erzurum'a bilgisayarın daha yeni yeni gelmeye başladığı zamanlara ait bir anıyı Erzurum Kültür Kurumu İlköğretim Okulu'ndan Mansır Tikici anlatıyor...
Bir işyerine bilgisayar ve stok programı satılır.
Teknik servis elemanı bilgisayarı işyerine kurduktan sonra stok programının kullanımı ile ilgili bilgi verir ve ayrılır. Aradan bir iki saat geçer, işyerinden telefon:
"Kardeşim sizin anlattığınız gibi yapirem fakat program düzgün çalışmiir."
Teknik servis elemanı sorar: "Nasıl yapıyorsunuz?"
"Senin anlattığın gibi."
"Hata ne?"
"Yazdığım bilgiler kaydetmeme rağmen saklanmir."
"İşlem basamaklarını tek tek anlatın."
"Tamam" diyor ve başlıyor anlatmaya...
"Programı açirem. Malın adı bölümüne adını, adedi bölümüne adedini, birim fiyatını vb. yazirem. Hepsini yazdıktan sonra senin anlattığın gibi kayıt bölümüne basirem. Ekrana bir yazı geliir:
Kaydetmek ister misiniz?
E / H yazısı çıkir. Ben de Hee diyirem ..."

(zehni 11.09.04)

Thursday, 12. August 2004

Gitmek

Bugünlerde herkes gitmek istiyor. Küçük bir sahil kasabasına,
bir başka ülkeye,dağlara, uzaklara...

Hayatından memnun olan yok. Kiminle konuşsam aynı şey...
Her şeyi, herkesi bırakıp gitme isteği.

öyle ''yanına almak istediği üç şey'' falan yok.

Bir kendisi.

Bu yeter zaten.
Her şeyi, herkesi götürdün demektir.
Keşke kendini bırakıp gidebilse insan.
Ama olmuyor.

Hadi kendimize razıyız diyelim,
öteki de olmuyor,
hani her şeyi yüzüstü bırakmak göze alınamıyor.

Böyle gidiyor iste.
Bir yanimiz ''kalk gidelim'',
öbür yanımız "otur'' diyor.
''Otur'' diyen kazanıyor.
O yan kalabalık zira.
Is, güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile, güvende olma duygusu.

En kötüsü alışkanlık.
Alışkanlığın verdiği rahatlık, monotonluğun doğurduğu bıkkınlığı yeniyor.
Kalıyoruz.
Kuş olup uçmak isterken ağaç olup kök salıyoruz.
Evlenmeler...
Bir çocuk daha doğurmalar...
Borçlara girmeler...

Bir köpek bile bizi uçmaktan alıkoyabiliyor.
Misal, ben...
Kapıdaki Rex'i bırakıp gidemiyorum. Değil bu şehirden gitmek,
iki sokak öteye taşınamıyorum. Alıp götürsem gelmez ki...
Bütün sokağın köpeği olduğunun farkında.
Herkes onu, o herkesi seviyor.
Hangi birimizle gitsin?

''Sırtında yumurta küfesi olmak'' diye bir deyim vardir;
evet, sırtımızda yumurta küfesi var hepimizin.
Kendi imalatımız küfeler.
Ama eğreti de yaşanmaz ki bu dünyada. ölüm var zira.
ölüme inat tutunmak lazım. İnadina kök salmak lazım.
Bariufak kaçışlar yapabilsek.

Var tabii yapanlar. Ama az.
Sadece kaymak tabakası.
Hepimiz kaçabilsek...
Bütçe, zaman, keyif...
Denk olsa. Gün içinde mesela...
Küçücük gitmeler yapabilsek.
Ne mümkün.
Sabah 09.00, aksam 18.00.
Sonra baska mecburiyetler.
Sıkışıp kaldık.

Sırf yeme, içme, barınmanın bedeli bu kadar ağır olmamalı.
Hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz.
Bir ömür karşılığı bir ömür yani.
Ne saçma.
Bahar mıdır bizi bu hale getiren?
Galiba.

Ben her bahar áşık olmam ama her bahar gitmek isterim.
Gittiğim olmadi hiç.

Ama olsun... İstemek de güzel.

CAN YüCEL (zehni 27.05.04)

Ara

 

Vesaire

Ç ç Ğ ğ İ ı Ö ö Ş ş Ü ü

»» Türk Harfleri Çevirmeni

»» Bize Ulaşın
»» RSS:Başlıklar

Arşiv

February 2026
Sun
Mon
Tue
Wed
Thu
Fri
Sat
 1 
 2 
 3 
 4 
 5 
 6 
 7 
 8 
 9 
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
 
 
 

Sıcağı sıcağına

https://static.twoday.net/ yilmaz/images/DX07N_4UMAAC zhh.jpg
https://static.twoday.net/ yilmaz/images/DX07N_4UMAAC zhh.jpg
zehni - 9. Mar, 17:18
von Blogger zu Blogger
Würdest Du mir ein Interview geben? Ich schreibe unter...
ChristopherAG - 5. May, 01:06
Su akıyor ve ben gidiyorum...
Sonra fark ettim ki Su akıyor rüzgar esiyor Yağmur...
zehni - 15. Apr, 13:42
Sana..
Haddeden geçmiş nezâket yâl ü bâl olmuş sana Mey süzülmüş...
zehni - 15. Apr, 13:32
Görenlere Aşk ola
Asik olan ummana düser vay vay vay Hayvan gelir insan...
zehni - 25. Dec, 16:15
İnek nasıl kaşınır?..
İNEĞİN köydeki Atatürk büstüne sürünmesi ve büstü devirip...
zehni - 26. May, 20:22
Takvimlerden haberin...
GECELER DÜŞMAN Söz - Beste : Adnan Ergil Takvimlerden...
zehni - 26. May, 20:19
DİNİ YİRMİ KURUŞA SATMAYANLAR
Londra'daki caminin yeni imamı şehre gitmek için hep...
zehni - 10. Apr, 12:48
UPANİŞADLAR
İnsanlığın en eski felsefe eserleri. 4000 yıl önce,...
zehni - 17. Mar, 18:20
YEM BORUSU
Görmüyoruz sanmayın içyüzünü işlerin, O doğru duruşların...
zehni - 14. Mar, 13:02

Users Status

You are not logged in.

Durum

Online for 7804 days
Last update: 15. Jul, 02:00

turkey




Get Firefox!
Get Thunderbird!

CiDDi CiDDi
FUCKUELTE HAYVANI
gayriciddi
KOESHEM
OKUMUSH CHOCUK
SHARKI ve SHIIR
ya$ayarak
Profil
Logout
Subscribe Weblog
development