pen36 header icon36

Saturday, 11. December 2004

Sözlerimi geri alamam

Sözlerimi geri alamam
Yazdığımı yeniden yazamam,
Çaldığımı baştan çalamam,
Bir daha geri dönemem.

Akıyorsa gözyaşım kurumasın,
Coşup seven gönlümse durmasın,
Dost bildik anılarım çağırmasın,
Bir daha geri dönemem.

Hiç bi kere hayat bayram olmadı ya da
Her nefes alışımız bayramdı.
Bir umuttu yaşatan insanı.
Aldım elime sazımı.

Yine aşınca çayın suyu boyunu
Belki yeniden karşıma çıkacaksın.

Göz göze durup bakınca
Göreceğiz,
Neyiz ve nerelerdeyiz,
Bilemiyoruz
Şimdi.

(Bulutsuzluk özlemi)

Friday, 10. December 2004

Ada Papazının Vaazı

Mikonos Adasının Papaz efendisi pazar
vaazında cehenneme gitmemek için
islenmemesi gereken günahları anlatıyor...
'Birincisi: öldürmeyeceksin,
çalmayacaksın, zina etmeyeceksin'
'En büyük günah ise, oğlancılıktır diyor...
Yunanlının zaten bu konuda adı çıkmış....
'Bu günahı zinhar işlemeyin'
'Eğer işlerseniz bilinki.....'
Bir nefes alıp anlatıyor papaz efendi;
'Bu günahın kefaretini... öbur dünyada Sırat
Köprüsü var ya, Sırat Köprüsü
.... İste bu köprüyü geçerken,becerdiğiniz
bütün erkekleri sırtınızda karşı
tarafa taşıyacaksınız.... Ona göre....'
Vaazı dinleyen Todori, arkadaşı Yorgonun
kulağına eğilir;
'Yandık ki ne yandık.... Bugüne dek en az yüz
adam becerdim ben, köprüden geçerken
sırtımda yüz adamı nasıl taşırım?'
'Düşündüğün şeye bak,' der Yorgo...
'ölmeye yakın verirsin birine, binersiniz
hep beraber onun sırtına..'

Agla beni

Kuruldum düslerine tezen gelesin
Serildim yollarina incinmeyesin
Dersin gelememde inanmayasin
Agla beni agla beni agla beni gelirsen yarala beni

Vurur elin acir deyi kapi ördüm güller ile
Sofra kurdum sarap ile
Dokunurda duymam diye dösek serdim kendim ile
Yastik ettim kolum ile

Koklamadan saclarini
Tatmadan hic sarabini
Sarhos oldum sarhos oldum
Bagla beni bagla beni bagla beni gelirsen bagla beni

Sazimin ezgisi acmazdamisin
Ezgimin dizesi nazdamisin
Gönlümün zor türküsü yollardamisin
Agla beni.......

Saim kocali

Wednesday, 8. December 2004

Solculuk...

Bugüne dek hep sol halkın fotoğrafını çekti. Sınıf tahlilleri yaptı; "küçük burjuvazi şudur, proletarya budur" dedi. Bu arada sol elbette kendi fotoğrafını da çekti. Kendi dışındaki solu kıyasıya eleştirdi, ara sıra özeleştiri yaptı. Bu özeleştirilerin en anlamlısı "kendi iç sorunlarımızla, tartışmalarımızla boğulmayalım, yüzümüzü halka dönelim" şeklinde olanı. Peki sol yüzünü halka dönünce ne olacak? Bu kez halk solun yüzünü görecek, yani onun fotoğrafını çekme imkanına sahip olacak! Halkın kadrajından görünen solculuk pek yakışıklı ya da güzel olmasa gerek.

Eskiden, yani 1970'li yıllarda, kahveye bir solcu geldiğinde, hemen herkes onun masasının etrafında toplanırdı... "Akıllı adamdır, memleket meselelerini bilir" denirdi. Solcunun, devrimcinin önerdiği yapılırdı-yapılmazdı ayrı bir şey... Ama solcu olmak, toplum içinde itibarlı bir yere sahip olmaktı... Şimdi? Mesela kendine solcu diyen bazı örgütlere bakınca, halkın indinde Hizbullah ile bu tür çok harfli sol, devrimci örgütler arasında bir fark var mı? Solcu olmanın bir itibarı var mı?

Tanıl Bora geçen gün köşesinden beni de "bu minval üzere" dürtükledi... Sol adına yapılması gerekenler, geçmişte yaptıklarımızın basit tekrarı değil ama, şu hususta artık mutabıkız: İslamcılar bizim yaptıklarımızı taklit ettiler başarılı oldular, bu arada biz geçmişte yaptıklarımızı da unuttuk... Günlük maişet derdine düştük, yolunu kaybedip hayatını kazananlar kategorisine girdik. Bari hiç olmazsa, kendi hafızalarımızı tazeleyelim.

Tarikatçılığı boş verin ama "komünist" ne demektir? Komün-ist, yani komüncü olmak değil mi? Komün ise en kısa tarifiyle eşit ve özgür ilişkiler kurarak ortaklaşa ve dayanışarak yaşamak... Peki bugün bu özelliğe haiz hangi sol sendikal çalışma var? Hangi siyasi parti? Solculuk sadece meydanlara çıkıp bir takım özgürlük taleplerinde bulunmaktan; sol sendikacılık sadece üyelerinin ekonomik menfaatlerini korumak için yasal düzenlemeleri eleştirmekten mi ibaret?

Haydi bunları geçelim ve başka bir şey soralım: Bu ülkenin insanlarının en başta gelen derdi nedir? Geçim derdi! Madem birey olarak solcuların çoğu da hayatını kazanmak için didinmek zorunda. öyleyse.. Yaşadıkları sokakta kendi aralarında "komün" yaşantısı benzeri bir tarzı neden akıl etmezler ki? Her şeyden önce, ele verir talkını... durumundan kurtulmak için. Mesela, kış geldi işte... Toptan, ortaklaşa kömür alıp ucuza getirebilirler. Bakkaldan, manavdan alışveriş yapmak yerine, bir kamyonet tutup ihtiyaçlarını halden ve toptancıdan ortaklaşa karşılayabilirler. Her gün eve et almak mümkün olmadığından, ayda yılda bir ortaklaşa koyun almak, eğer müsaitse mahallenin ortasında şölen düzenler gibi kavurmasını yapmak... Kimi zaman ortak kazan kaynatmak... Ya da apartman ortamına müsait benzeri güzellikler peşinde koşmak. Bunları yaparken, içimizden ve belki de "dışımızdan", parası yetmeyenleri de bu şölene katmak... Pek mi akıl dışı? Pek mi ütopik? Yoksa bunları da "devrim sonrasına" mı ertelemeli? Yoksa bunları yapınca bizi devrimden, devrimcilikten vazgeçmiş mi sayarlar?

Biliyorum, bunlar pek naif ya da düpedüz saftorik, aykırı öneriler olarak görülecektir. Solculuğun kendisi de zaten naiflik, saftoriklik (dürüstlük!) ve aykırılık değil midir? Ama şurası var ki, iktisadi sorunlarını (geçim derdini!) beraber çözebilenler, diğer sosyal ve kültürel dayanışmanın çeşitli biçimlerine de dört elle sarılma alışkanlığı edinirler. Bu komüncü alışkanlıkla, mahalledeki cenaze, düğün, şenlik gibi her topluluksal olayın içinde en önde yer alabilirler. Siyaset yaptıklarında da inandırıcı olurlar. Çünkü durdukları yerde sosyalleşmişlerdir; bencilliklerini törpülemişlerdir. Peki bundan ne çıkar?

Merak etmeyin, mutlaka mahallenin kahvesinde biri kalkar şöyle der: Ey millet duydunuz mu? Filanca sokaktakiler kafayı yemiş herhalde, kendilerine solcu diyorlarmış ve şöyle şöyle işler yapıyorlarmış. Okey oynayanlar mutlaka başlarını kaldırır ve bu tuhaf dedikoduyu dinlerler. Solculuğun itibarına hiç olmazsa bir kertik atılmış olur...

Geçen hafta gerçi şu "dışarıdan bilinç" konusunda ileri geri laflar ettim ama, ben de farkındayım, bu iş bu kadar basit değil. Lakin mevcut durumda, gelinen noktada, eskisi gibi olmayacağını anlatacak kadar da basit işte. Solcu aydınlar ile halk arasındaki ayrım kuşkusuz sürecek... Halkımız da kuşkusuz gökten vahiy inip kendiliğinden bilinçlenmeyecek. Dışarıdan bilinç taşıma stratejisi üzerine kurulu toplum mühendisliğinin inşaatları çöktüğüne göre; mühendislerin amele, amelelerin de mühendis olabileceği bir başka inşaat üzerine kafa yormak, başka tür bir bilinçlenme tarzı araştırmak... İşte yeni tarz solculuk da böyle bir şey olsa gerek; ve bunun için ve daha çook yorulmak ve tartışmak gerek. Ah bir de kısa yazmayı becerebilsem...

Melih Pekdemir

...

"Bir elde kadeh, bir elde Kur'an
Bir helaldir işimiz, bir haram,
Şu yarım yamalak dünyada,
Ne tam kafiriz, ne tam müslüman."

ömer Hayyam

Tuesday, 7. December 2004

Otuziki Avrat (Rasim)

Çürük Ahmet otuz iki avradı,
Kandırıp üst üste aldı boşadı,
Daha ilk celsede işi kavradı,
Hepsine bir sebep buldu boşadı.

Kırk kapıya dünür gitti nenesi,
Otuzunda avrat gördü sinesi,
Düşük çıktı Döne Kızı'n çenesi,
Dırdırdan usandı, yıldı boşadı.

Neriman kör idi, Ayşe sağırdı,
Necmiye'nin eli biraz ağırdı,
Kezban geldiği gün ikiz doğurdu,
Bak şu işe dedi, güldü boşadı.

Televizyon, radyo kendine kaldı,
Yatağı, yorganı Fadime aldı,
Sıra yerde duran halıya geldi,
Onu da ikiye böldü boşadı.

Saymakla biter mi kafir'in suçu,
İmam nikahlıydı avradın üçü,
Sarılıp giderken Ayten'in göçü,
Ardından teneke çaldı boşadı.

Hacıdan getirdi güzel Serap'ı
Veresiye aldı gidip şarabı,
Canından bezdirmek için arabı,
İçip içip eve geldi boşadı.

Türlü derdi çeker iken Nezahat,
Üzerine kuma geldi Sebahat,
Üzülmedi öldü diye Nebahat,
İki rekat namaz kıldı boşadı.

Bir şarkıcı kadın almıştı bardan,
Bütün köylü bıktı cazdan, gitardan,
Şikayet gelince Koca Muhtar'dan,
Babasına haber saldı boşadı.

Avrupa'da geçti sekiz, on ayı,
Bir Alman kocadan aldı Helga'yı,
Ondan da kaçırdı Süleyman Dayı,
Elleri böğründe kaldı boşadı.

Böyle evlat olmaz ben gibi erden,
Diyerek fırladı olduğu yerden,
Kopyalamış dedi komşu Ömer'den,
Hacer'in suçunu bildi boşadı.

Nikah memurunun canına yetti,
İlçede evlenme cüzdanı bitti,
Beşini nikahsız idare etti,
Hepsini gönlünden sildi boşadı.

Dokuz avrat daha aldı sırayı,
Rasim der ki, O da buldu belayı,
Boşayamaz denen Cadı Nuray'ı,
İnat için kendi öldü boşadı.

Rasim diye biri

OTUZ BEŞ YAŞ

Yas otuz bes! Yolun yarisi eder.
Dante gibi ortasindayiz omrun.
Delikanli cagimizdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugun,
Gozunun yasina bakmadan gider.
Sakaklarima kar mi yagdi ne?
Benim mi Allahim bu cizgili yuz?
Ya gozler altindaki mor halkalar?
Neden boyle dusman gorunuyorsunuz;
Yillar yili dost bildigim aynalar?
Zamanla nasil degisiyor insan!
Hangi resmime baksam ben degilim:
Nerde o gunler, o sevk, o heyecan?
Bu guler yuzlu adam ben degilim
Yalandir kaygisiz oldugum yalan.
Hayal meyal seylerden ilk askimiz;
Hatirasi bile yabanci gelir.
Hayata beraber basladigimiz
Dostlarla da yollar ayrildi bir bir;
Gittikce artiyor yalnizligimiz
Gokyuzunun baska rengi de varmis!
Gec farkettim tasin sert oldugunu.
Su insani bogar, ates yakarmis!
Her dogan gunun bir dert oldugunu,
Insan bu yasa gelince anlarmis.
Ayva sari nar kirmizi sonbahar!
Her yil biraz daha benimsedigim.
Ne donup duruyor havada kuslar?
Nerden cikti bu cenaze? Olen kim?
Bu kacinci bahce gordum tarumar.
N'eylesin olum herkezin basinda.
Uyudun uyanamadin olacak
Kim bilir nerde, nasil, kac yasinda?
Bir namazlik saltanatin olacak.
Taht misali o musalla tasinda.

CAHIT SITKI TARANCI

(henüz o kadar olmamissak bile ...)

Ara

 

Vesaire

Ç ç Ğ ğ İ ı Ö ö Ş ş Ü ü

»» Türk Harfleri Çevirmeni

»» Bize Ulaşın
»» RSS:Başlıklar

Arşiv

February 2026
Sun
Mon
Tue
Wed
Thu
Fri
Sat
 1 
 2 
 3 
 4 
 5 
 6 
 7 
 8 
 9 
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
 
 
 

Sıcağı sıcağına

https://static.twoday.net/ yilmaz/images/DX07N_4UMAAC zhh.jpg
https://static.twoday.net/ yilmaz/images/DX07N_4UMAAC zhh.jpg
zehni - 9. Mar, 17:18
von Blogger zu Blogger
Würdest Du mir ein Interview geben? Ich schreibe unter...
ChristopherAG - 5. May, 01:06
Su akıyor ve ben gidiyorum...
Sonra fark ettim ki Su akıyor rüzgar esiyor Yağmur...
zehni - 15. Apr, 13:42
Sana..
Haddeden geçmiş nezâket yâl ü bâl olmuş sana Mey süzülmüş...
zehni - 15. Apr, 13:32
Görenlere Aşk ola
Asik olan ummana düser vay vay vay Hayvan gelir insan...
zehni - 25. Dec, 16:15
İnek nasıl kaşınır?..
İNEĞİN köydeki Atatürk büstüne sürünmesi ve büstü devirip...
zehni - 26. May, 20:22
Takvimlerden haberin...
GECELER DÜŞMAN Söz - Beste : Adnan Ergil Takvimlerden...
zehni - 26. May, 20:19
DİNİ YİRMİ KURUŞA SATMAYANLAR
Londra'daki caminin yeni imamı şehre gitmek için hep...
zehni - 10. Apr, 12:48
UPANİŞADLAR
İnsanlığın en eski felsefe eserleri. 4000 yıl önce,...
zehni - 17. Mar, 18:20
YEM BORUSU
Görmüyoruz sanmayın içyüzünü işlerin, O doğru duruşların...
zehni - 14. Mar, 13:02

Users Status

You are not logged in.

Durum

Online for 7803 days
Last update: 15. Jul, 02:00

turkey




Get Firefox!
Get Thunderbird!

CiDDi CiDDi
FUCKUELTE HAYVANI
gayriciddi
KOESHEM
OKUMUSH CHOCUK
SHARKI ve SHIIR
ya$ayarak
Profil
Logout
Subscribe Weblog
development