VE BİZİM DEĞİLMİŞ GİBİ ADIMIZI İŞİTMEK
"Konup göçücü olmak, hep konup göçücü
han misali bir dünya
Ve bizim olmayan gökleri seyretmek
bizim olmayan insanların arasında yaşamak
bizim olmayan şarkıları mırıldanmak
bizim olmayan bir gülüşle gülmek
bizim olmayan elleri sıkmak
bizim olmayan gözyaşları ile ağlamak
bizim olmayan sevdalara salmak kendini
bizim olmayan yemekleri tatmak
bizim olmayan tanrılara yakarmak
bizim değilmiş gibi adımızı işitmek
bizim olmayan şunu bunu düşünmek
bizim olmayan bir parayı kullanmak
ve bizim olmayan yollarda yürümek.."
Miquel Angel Asturias
zehni - 28. Dec, 23:56
Artık karısı geceleri nerede olduğunu biliyor
[Çapkın bir adamın mezartaşı]
zehni - 28. Dec, 22:05
güzel bahçeli bir ilkokulun penceresinden
dünyaya,
hayret, hasret ve biraz da
bayat bayram şekeri kederiyle bakan,
aklı canbaz, yanağı al,
sesi çilek aroması
bir çocuk oturuyor
gözlerinde...
Yılmaz Erdoğan
zehni - 28. Dec, 14:53

(Salih Memecan)
yilmaz - 28. Dec, 00:16
"türkiyeli okurun, özellikle türkiyeli solcu okurun
anarşizm hakkında bildiği tek sey ondan hoşlanmadığıdır.
basın'dan halk'a sağcı-solcu militandan devlet görevlisine
herkes elbirliğiyle anarşizme karşıdır.
mahkemede kalem kıran yargıçda, idam alan devrimcide
anarşizme karşıdır...... şaşılacak şey...!"
atif - 27. Dec, 00:26
S A R H O Ş OLUN
Her zaman sarhoş olmalı . Her şey bunda: Tek sorun bu.
Omuzlarınızı ezen, sizi toprağa doğru çeken Zaman'ın korkunç
ağırlığını duymamak için, durmamacasına sarhoş olmalısınız.
Ama neyle ?
- şarapla, şiirle ya da erdemle, nasıl isterseniz.
Ama s a r h o ş olun.
Ve bazı bazı , bir sarayın basamakları, bir hendeyin yeşil
otları üzerinde, odanızın donuk yalnızlığı içinde,
sarhoşluğunuz azalmış ya da büsbütün geçmis bir durumda
uyanırsanız, sorun yel'e, dalga'ya, yıldız'a, kuş'a, saat'e sorun, her kaçan şeye, inleyen, yuvarlanan, şakıyan, konuşan her şeye
sorun, "saat kaç" deyin; yel, dalga, yıldız, kuş, saat hemen verecektir karşılığını; „Sarhoş olma saatidir...”
Zamanin inim inim inleyen köleleri olmamak icin sarhoş olun durmamacasına!
şarapla, şiirle ya da erdemle, nasıl isterseniz."*
(paris sıkıntısı - charles baudelaire)
atif - 26. Dec, 23:47
Oğul,
Insanlar vardir, şafak vaktinde doğar, aksam ezaninda ölürler.
Avun oğlum avun.
Güçlüsün, kuvvetlisin, akillisin, kelamlisin.
Ama:
Bunlari nerede, nasil kullanacağini bilmezsen sabah rüzgarinda savrulur gidersin.
Öfken ve nefsin bir olup aklini yener.
Daima sabirli, sebatli ve iradene sahip olasin.
Dünya senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir.
Bütün fethedilmemiş gizemler, bilinmeyenler, görülmeyenler ancak senin fazilet ve erdemlerinle gün işiğina çikacaktir.
Anani, atani say, bereket büyüklerle beraberdir.
Bu dünyada inancini kaybedersen yeşilken çorak olur, çöllere dönersin.
Açik sözlü ol. Her sözü üstüne alma. Gördün söyleme, bildin bilme.
Sevildiğin yere sik gidip gelme, kalkar muhabbeti itibar olmaz.
Üç kişiye aci:
Cahiller arasindaki alime,
Zenginken fakir düşene,
Hatirli iken itibarini kaybedene.
Unutma ki! Yüksekte yer tutanlar aşağidakiler kadar emniyette değildir.
Hakli olduğunda mücadeleden korkma.
Bilesin ki; atin iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler.
"Ey oğul! Artik Beysin...
Bundan sonra öfke bize, gönül almak sana...
Suçlamak bize, katlanmak sana...
Acizlik bize, yanilgi bize, hoş görme sana...
Geçimsizlikler, çatismalar, uyumsuzluklar, anlaşmazliklar bize, adalet sana...
Kötü göz, şom ağiz, haksiz yorum bize, bağişlamak sana...
Ey oğul!
Bundan sonra bölmek bize, bütünlemek sana...
Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana...
Ey oğul!
Sabretmesini bil, vaktinden önce çiçek açmaz...
Şunu da unutma: Insani yaşat ki devlet yaşasin.
Ey oğul!
Yükün ağir, işin çetin.
Tanri yardimcin olsun!"
yilmaz - 26. Dec, 23:28
Dal rüzgarı affeder ama kırılmıştır bir kere...!
yilmaz - 26. Dec, 23:02
"Bütün dünler, bugünleri aydınlatan fenerlerdir."
zehni - 26. Dec, 17:09
GENÇ okurlarımdan sık sık elektronik mektup alırım. Bazılarını okurken içim ferahlar, geleceğe büyük bir sevinçle bakarım. Okuyan, araştıran, sorgulayan, analiz yapan, eleştiren ve benden kaynak soran mektuplardır bunlar.
Bazıları ise adeta ödev veya tezlerini benim yazmamı isterler...
"Annan Planı konusunda Türk ve Yunan hükümetlerinin görüşü neydi? GAP nedir, hangi aşamadadır?.."
Bunlara cevabım tektir:
"İnternete girerek kendin araştır! Böyle ödevler sizi araştırmaya alıştırmak için veriliyor!"
Bazen de şöyle mektuplar alırım:
"Atatürk Nutuk'ta Lozan'ı nasıl anlatmıştır?.. Anayasa'ya göre TBMM'nin görev ve yetkileri?.. Reşat Nuri'nin Çalıkuşu adlı romanının özeti?.."
Böyle yardım taleplerine de cevabım tektir:
"Aç da oku be kardeşim!"
* * *
BAZEN okurlarıma ben soru sorarım.
Aldığım bazı mektuplar şöyle:
"- Avrupa emperyalist olduğuna göre tek amacı Türkiye'yi sömürmektir!
- IMF tek ülkeyi düzlüğe çıkarmamıştır!
- ABD emperyalizmi irticayı destekliyor, kanıtı 'yeşil kuşak' teorisidir!
- Emperyalizmin amacı Müslümanları yok etmektir!
- Atatürk tek kuruş dış borç almadan en büyük çağdaşlaşma devrimlerini yapmıştır!
- 250 milyonluk Türk dünyası Türkiye'nin liderliğini bekliyor."
Böyle yazan okurlarıma da tek bir cevabım vardır:
"Bahsettiğiniz bu konuda hangi kitapları okudunuz?!"
Onları okumaya davet etmemin etkisi olur mu, bilmem.
Bildiğim şudur: Okumak için zihinlerde bilgi açlığı yaratan soru işaretlerinin, şüphelerin, merakların olması lazımdır.
Halbuki 'kesin inançlı'lar kaba gözle gördükleri olayların kendilerini "doğruladığı"nı zannederler ve şüphe duymadıkları için araştırmaya da ihtiyaç hissetmezler.
* * *
ARİSTO'YA göre alev ve sıcak gazların yükselmesinin sebebi, güneşten geldikleri için tekrar güneşe kavuşmak istemeleriydi. Katı cisimler de, asılları olan toprağa kavuşmak için düşüyordu!
İki bin yıl süreyle insanlar her alev ve dumanının yükselmesini, her katı cismin düşmesini Aristo'nun "doğrulanması" zannettiler, hiç şüphe etmediler.
Düşme olayının sebebinin yerçekimi olduğunu 17. yüzyılda Newton gösterdi. 19. yüzyılda öğrendik ki, sıcak gazların yükselmesinin sebebi güneş sevdası değil "termodinamik kanunları"dır.
Hitler, her Yahudi'yi gördüğünde 'Yahudi komplosu' teorisinin "doğrulandığını", Lenin her ticari markayı gördüğünde kendi 'emperyalizm' teorisinin "doğrulandığını" sanmamış mıydı?
Çok okumuşlardı ama bu gözle okudukları için, kitaplardan sadece kendilerini "doğrulayan" soyutlanmış verileri aldıkları için "şüphe" duymamışlardı.
"Doğrulanma" duygusunun yarattığı 'körleşme'ler, bilimsel teorilerde bile olabilir. Kaldı ki, bilimden bağımsız değer yargılarımız vardır. Onun için tek bir "bilimsel dünya görüşü" yoktur, çeşitli görüşler, akımlar, felsefeler vardır, olmalıdır da...
Ama hiç okumadan, araştırmadan, okusa bile "metotlu düşünme" anlayışına sahip olmadan "keskin hükümler" vermek, bu çağda üniversite öğrencisine yakışmaz. Hele de "prof" unvanlı bazı zevata hiç mi hiç yakışmaz.
Taha Akyol 25.12.04 Milliyet
zehni - 25. Dec, 14:00
"hayata seyirci kalmak kötüdür oğlum..
hayatın iyi, uslu bir seyircisi olmaktansa,
hayatın içinde, başarısız bir adam olmak
bin kere daha iyidir.
iyi bir boks seyircisi olmaktansa, kötü bir boksör
olmayı göze almak daha iyidir oğlum."
(yilmaz güney - toptasi cezaevi)
atif - 25. Dec, 00:00